boz Web Site
     
Basic family site
View family tree 
View photos 
Request membership 
Contact Site manager 
Welcome
My name is ömer boz and I started this site.
This site was created using MyHeritage.com. This is a great system that allows anyone like you and me to create a private site for their family, build their family tree and share family photos. If you have any comments or feedback about this site, please click here to contact me.
Our family tree is posted online on this site! There are 260 names in our family tree. The earliest event is the birth of necibe şahin (kızlık soyadı ...) (1304). The most recent event is the birth of <Private> kaşan, Bay (Apr 25 2009).
The site was last updated on Feb 9 2012, and it currently has 2 registered member(s). If you wish to become a member too, please click here.   Enjoy!

Go to family tree

Go to family photos
Family news
Feb 09, 2012

Nihat AYDIN joined another family site: RENDECILER Web Site
Sep 06, 2011

Nihat AYDIN joined another family site: AYDIN Web Site
Aug 21, 2011

Nihat AYDIN created a new family site: AYDIN Web Site
May 06, 2011

ömer boz tagged <Private> boz and <Private> boz in a photo
May 02, 2010

ömer boz created a new album: ömer
Sep 03, 2009

ömer boz tagged <Private> yılmaz and <Private> can in a photo
ömer boz tagged <Private> mutluoğlu and <Private> mutluoğlu (kızlık soyadı boz) in a photo
ömer boz tagged <Private> çokluk in a photo
ömer boz tagged <Private> boz and <Private> boz (kızlık soyadı kaya(adana)) in a photo
ömer boz tagged <Private> sürmeli (kızlık soyadı boz) in a photo
ömer boz tagged <Private> boz , <Private> can and <Private> boz (kızlık soyadı can) in a photo
ömer boz tagged <Private> boz and <Private> boz in a photo
ömer boz added 8 photos to ÖMER album
View more
 
Play slideshow
 
ömer boz tagged <Private> kılıç (kızlık soyadı boz) , <Private> boz (kızlık soyadı can) , <Private> yazgan and ilyas boz in a photo
ömer boz tagged <Private> boz in a photo
ömer boz created a new album: ÖMER
View album
Play slideshow
Aug 27, 2009

Nihat AYDIN updated his profile.
Aug 25, 2009

Nihat AYDIN joined another family site: AYDIN Web Site
July 20, 2009

ömer boz published a new version of the boz family tree from the Family Tree Builder.
May 29, 2009

Nihat AYDIN said: yaş hesaplamaları ve takvim karşılıklarını ( Takvim.com ) adresinden alabilirsinız
Nihat AYDIN said: 1304 yılına karşılık 1888/ 1889 zılı karşılıktır
May 09, 2009

Nihat AYDIN joined another family site: ÇEBİ Web Sitesi
Apr 07, 2009

ömer boz tagged <Private> boz in a photo
ömer boz tagged <Private> şahin in a photo
ömer boz tagged <Private> boz in a photo
ömer boz tagged <Private> boz in a photo
ömer boz tagged <Private> boz in a photo
ömer boz tagged <Private> boz in a photo
Jan 07, 2009

ömer boz joined another family site: boz Web Site
Jan 05, 2009

ömer boz updated his profile.
 
View older news
News articles
Genealogy:aile
Posted by: ömer boz on Jan 5 2009 15:40

BOZ Altay Türkçesindeki Yer Tanrı timsali kutsal renk olarak BOZ kelimesinin Türkçe’de aynı kullanımı ve Zaza Türkçe’sin “bozik” olarak geçmesi kürtçe’nin Altay dil ailesinin bir kolu olduğunu tartışmasız ispatlarından birisidir.

Çünkü Altay’lılar kozmolojik derinliği olarak kelimeleri taşıdığı kutsal anlamlarından dolayı bir harfini bile değindirmeden binlerce yıl binlerce kilometre göç etseler bile muhafaza etmeyi bilmişlerdir.

Arap tarihcilerinin vasıflandrıma ile Anadolu Türkleri Etrak(Bozulus) ve Ekrat(Kürtlerden) oluşur

Osmanlıca belgelerde BOZ ulus (Etrak) olarak isimlendirilir.

Tacik Türkleride mengobid çoğunlukla esmer uzun kafalı birikisefal Etrak(BOZOKLARDIR)

Eğridere köyündeki Bozlar sülalesi Dulkadir oğulları beyliği bölgesinden gelip köye yerleşmişlerdir. Yani bu Boz LAR esas itibarıyla Biyat boyundandır

0 Comments|16 Views|View full article

Family stories:Deneme Amacli Ahmet Mutluoglunun yazisi
Posted by: Nihat AYDIN on Jan 4 2009 22:30
KUSKAR İLE KORKULUK'UN MEŞHUR ATIŞMASI
05.04.2008 von ahmetmutluoglu






Köyümüzde "Kültür ve Edebiyat" alanında yazılı eserlerimizi ve çok değerli yazarlarımızı tanıdıktan sonra, sıra sözlü edebiyatımıza gelmiş bulunuyor.Sözlü Edebiyat'ımıza Kuskar'ın Meşhur,Peynir Malezi Hikayesi ve Atışması ile başlarsak, sanırım yerinde olur.Zira bu hikaye ve atışma yüz yılı çok aşan bir zamandan beri, köyümüzde, hiç unutulmadı ve her sırası geldikçe, dün olmuş gibi anlatıldı. Okuyunca siz de hak vereceksiniz.

YEDİM PEYNİR MALEZİ O DA PİŞMEMİŞ İDİ

Çaykara Bölgesi'nde ve dolayısı ile Köyümüz Zeleka (Taşören)'de, bizim çocukluğumuzun geçtiği 1960 lı yıllara kadar, düğün sahipleri düğüne gelecekleri bizzat davet etmezler, bu işi damatları ve enişteleri aracılığı ile yaparlardı.Bunun için yakından uzağa damat ve eniştelere, davet edecekleri tahmin edilen adam sayısına göre baklava gönderilir, damat ve enişteler de bu baklavaları davetlilere sunarlardı. Damat ve eniştelerin davet ettiği her gruba"Kol" denirdi.Bu yolla damatlar ve enişteler daha kalabalık kollarla iştirak etmek ve daha çok silah atarak "donanma"da birinci gelmek için yarışırlardı. Böylece düğünler bir taraftan şenlik ve eğlenceli olur diğer taraftan da düğün sahibinin donanma masrafına yardımcı olunurdu.Bu gelenek 1960 lara kadar azalarak devam etmiş ve daha sonra düğün davetleri, farklı şekillerde yapılmaya başlanmıştır. İşin bu tarafını, ileride "gelenek ve göreneklerimiz" bahsinde tekrer ele almak üzere konumuza dönelim.
Ahmet Kuskar, bin sekizyüzlü yılların ikinci yarısında, Zeleka'da mutevazi bir hayat yaşayan hali vakti kendine yeterli, saygın bir kişidir. Daha iyi tanınması bakımından açıklamak gerekirse; Büyük Ahmet Kuskar, halen hayatta olan; Sabri Akyüz (1944- …) ve İbrahim Akyüz (1951-…) in dedeleri, Rahmetli İsmail Akyüz (1890-1976) ile Rahmetli Muhtar Mehme Akyüz (1910-1982)'ün babalarıydı. Büyük Ahmet Kuskar Eğridere Köyü Zemet (Zeamet) Mahallesinden Hanife Hanımla evliydi.
Günlerden birgün Hanife Hanım'ın akrabasından bir delikanlının düğünü yapılacaktır. Düğün sahibi de çevrede tanınan bilinen, biraz da mağrur bir kişidir. Yakından uzağa, damatlar ve sülâlenin enişteleri, baklava gönderilip "kol" çağırmaları için önem sırasına göre, sıraya konur, listelenir ve her birine ikişer üçer baklava gönderilir. Listeyi inceleyen Sülâlenin Bilgeleri'nden biri "Kuskarı unuttunuz uşaklar, O'na baklava göndermeyecek misiniz?" deyince, düğün sahibi: " Ha! doğru, Kuskarika da var, eniştemiz sayılır, gönderin O'na da bir baklava. Belki beş on kişi getirir ." der ve küçük bir baklava Kuskara gönderilir.Düğün sahibi, Kuskarın direkt Kayınpederi değil, kayınpederinin akrabası olduğu için, bu söylenenler kayınlarının zoruna gider ve baklava ile haberi de uçururlar Kuskara. Doğrusu Kuskar'ın da canını sıkar bu haber. İçerlenir. Hergün biraz daha fazla rahatsız olur gıyabında söylenenlerden. Ve nihayet düğün günü gelir yaklaşır. Kuskar feci bir intikam almanın hesabını yapmıştır. Büyük bir ders vermenin peşindedir. Kol'unu, Zeno (Ulucami-Akköse) Köylerinden davet etmeye başlar. Hiç bir hane atlamadan, Fotinos (Kabataş), Holaysa (Yeşilalan-Baltacılı), Zeleka (Taşören), Limni (Kayran), Huşo (Işıklı) Köylerini, genç ihtiyar herkesin mutlaka katılmaları ricası ile davet eder. Yapılacak donanma için, onlarca kilo barut, dinamit, bir o kadar da mermi temin eder .
Düğün sabahı, köylerden akın akın insan seli akar Zelekaya doğru. Kırkı aşkın tüfekli, yüzü aşkın tabancalı silahşörün yanında, onbeş kadar da dinamitçi vardır donanma grubunda. Cephane dağıtılır, yürüyüş düzeni için, terdibat alınır; Yola giren her yirmi kişiden sonra, iki tabancalı, bir tüfekli bir de dinamit bombacısının yola çıkması ve yolda ilk ekipten başlanarak, her ekibin birer atışından sonra, devamındaki ekibin donanmaya geçmesi ve bu uygulamanın son düğüncünün düğün evine varmasına kadar, aralık vermeden devam etmesi, donanma ve yürüyüş düzeni için on kişinin görevlendirilmesi kararı ile yola çıkılır.İkibuçuk kilometrelik yola giren kolun, bir ucu düğün evine vardığı halde, diğer ucu hala Kuskarın evindedir.Donanma son kişinin de düğün evine varmasına kadar, ahenkli bir zaman ayarlaması ile kesilmeden devam eder. Düğün sahipleri ve karşı beri köylüler, düğünü unutur, bu muhteşem görüntüye dalar. Herkes ne olduğuna şaşırmış, birbirine ne olup bittiğinden sorarken "vay be!..vay be!... nidaları çınlatır vadiyi.
Gelenlerin, evde veya evlerde ağırlanması mümkün değildir. Çok yaşlılar ile hocalar evlere alınır. Diğer davetliler, avlularda, yollarda, fındık bahçelerinde ve ayakta sohbet ederek vakti geçirmeye çalışır. Misafirlere, ne birer birer el sıkıp "hoş geldiniz" demeye, ne de,kolonya, şeker v.s. tutmaya imkân vardır. Yüz, ikiyüz kişilik mûtat düğün hesabına göre hazırlanan yemekler ile bu kadar insana sofra açmak ise mümkün değildir. Yemekler bir yana, sofralar için, sini, tabak, tas, kaşık temini bile imkânsızdı. Üstelik diğer damat ve eniştelerin de kolları ile gelen davetliler de vardır. Gerek düğün sahipleri ve gerekse köylüleri çok zor durumda kalırlar. Adet yerini bulsun için, hemen avlularda iki taş arasına yakılan ateşlerin üzerine, yayla kazanı diye tabir edilen, büyük peynir kazanları konulur, su ile doldurulup kaynatılır. Kaynayan kazanlara, biraz peynir, biraz tuz, biraz da mısır unu çalınarak, birkaç dakika pişirilir ve avlularda, çimenlerde kurulan, sözümona sofralardaki, lengerlere servis yapılır. Milletin çoğu, sofraya oturmak şöyle dursun, yanaşamaz bile. Sofralara oturanlara ise, sofra başı iki, üç kaşık verilir ve nöbetleşe kullanılmaları rica edilir. Kimine bir, kimine de iki kere kaşık sırası gelmeden lengerler boşalır.
Neyse, evcilik misali yemek yendikten sonra, eğlenceli bir şekilde, olanlar kahkahalarla anlatılarak ve donanmaya devam ederek, kız evinden gelin alınır, damat evine getirilir. Nikâh kıyılır, hocalar şerbeti içer.Böylece resmi seremoni biter eğlenceye sıra gelir.
Bir tarafta Kuskar ve kolunda doğaçlama atışma türküsü söyleme mahareti olan koldaşları; Ki Kuskar'ın turkücülüğü , başka şairlerin deyişleri ile de kanıtlı olarak zamanımıza kadar gelmiştir.Örneğin: Yine Eğridereli bir türkücü olan Mehmet Kılıç (1928-2003)'ın Aşık Mustafa Bal (1931-…)'a gönderdiği bir şiir (manzum) mektubunda Kuskar'ın türkücülüğünü şöyle anlatır:

"Zeleka da bulundum iki karış kar ile
Beni görüştürdüler rahmetli Kuskar ile
Düğüne davet oldum büyük itibar ile
Yüz tane hile sezdim hoşbeş eylemesinden

Kafiye alır almaz söyledi bana acı
Sarfettiği sözlerin aklımdadır bir kaçı
Tüm Zeleka bir taraf biz beş kişi yabancı
Gene de yardım aldı Köylü'nün çenesinden

Ben rahmetli Kuskara sorular sordum tatlı
Beni yok etmek için üstüme geldi atlı
Açtım dolu çuvalı oldum ondan süratlı
Tere boğdum adamı su aktı çenesinden

Kafiye ile sordum doğum ile yaşından
Dedi haberim vardır istiklal savaşından…"

Bu Kuskar'ın, yukarıda adı geçen, Ahmet oğlu Muhtar Mehmet Akyüz (Kuskar) (1910-1982) olması ihtimaline karşılık, Hikâyemizin Kahramanı, Baba'sı Büyük Ahmet Kuskar 'ın olması da kuvvetle muhtemeldir. Mehmet Kılıç, çok genç yaşta, çok yaşlı Kuskar'ın karşısına çıkarılmış olabilir ki, bu çok rastlanan bir durumdur o zamanlar. Genç türkücüler alt edilemeyince, yaşlı kurtların karşılarına çıkarılır ve bu yolla "mat" edilmeye çalışılır.Netice itabarı ile, Mehmet Kılıç'ın şahadeti de Kuskarların usta türkücü olduklarını göstermektedir.
Diğer tarafta Eğridere'nin Meşhur Türkücü'sü , Aşık Mustafa Bal (1930-…)'ın babası Ömer Bal (1901-1966) Korkuluk veya O'nun da babası Büyük Korkuluk ve yardımcıları. (Keza bu ailede de türkücülük geleneği, babadan oğula devam etmektedir.Günümüzde bu geleneği Aşık Mustafa'nın oğlu Miktat Bal (1953-…) çok daha başarılı bir şekilde devam ettirmektedir.) Kırkar kişilik iki ekip karşı karşıya geçerek "seyirler"e yani "türkü atışması"na başlarlar.Diğer düğüncülerin de kimi yerde bir taş üzerine oturarak, kimi ayakta, gençler de daha iyi görebilmek için, ağaçlara çıkmak suretiyle "seyirler"i seyre koyulurlar.
Seyirlerde ekibin biri kafiyeyi belirleyerek bir beyitle seyirleri başlatır, devamında karşı taraf aynı kafiye ile bir beyit dizer ve hep bir ağzdan ve belirlenen ritim üzere arka arkaya ikidefa söyledikten sonra, sırayı karşı tarafa verir.Bir taraf, yavaş bir ritimle ve bağıra bağıra beytini söylerken, karşı taraf da zaman kazanır ve bu esnada yeni beytini hazırlar.Yeni beyit, bazen direkt baş türkücü tarafından bazen de ekibinden fısıltı yolu ile aldığı önerilerle yine onun vereceği son şekille hazırlanır, ve söylenir. Bu karşılıklı atışma bir taraf alt edilinceye kadar bazen saatlerce bazen de çok kısa sürebilir.Alt etme, bir tarafın söylediği çok etkileyici, çok farklı ve anlamlı, bazen de çok ağır bir beyitle olur. Her halükarda o beyit söylenince bazen güle oynaya bazen de birbirlerine kızıp hiddetlenerek ve çok nadiren kavgaya kadar vardırılarak seyir sona erdirilir.
Bu seyirlerde sözü misafir pozisyonundaki Kuskar alır ve kafiyeyi başlatır. Daha sonra bir Korkuluk'un Ekibi bir Kuskar'ın Ekibi şeklinde, atışma şöyle devam eder :

Kuskar :
Ehbap kademli olsun, güzel bir cümbüş idi
Yanılmış mıyım yoksa, yüzün asılmış idi

Korkuluk :
Hayırlı idi elbet, şenlik plânlanmış idi
Sen hesapsız gelince, işler karışmış idi

Kuskar :
Hiç hesapsız olur mu, hesap yapılmış idi
Baklava dilimleri, tek tek sayılmış idi

Korkuluk :
Mektepteki hocanız, biraz bunamış idi
Yirmiyi, yüzü, bini, öğretememiş idi

Kuskar :
Hocada kafa saat, çoktan kurulmuş idi
Hesap tam, işlem tamam, hedef vurulmuş idi

Korkuluk :
Hesap edip çağıran, demek yanılmış idi
Senelerce kızımız, yılan beslemiş idi

Kuskar :
Ne yılandır, ne ciyan, Kuskar bir ermiş idi
Keyfini kaçırdınız, rahatsız olmuş idi

Korkuluk :
Ne ettik, ne eyledik, anlaşılmamış idi
Yanlışımız var ise, sehven yapılmış idi

Kuskar :
Sehven olsa aldırmam, gülüp geçilmiş idi
Ok yakından atıldı, kalbim delinmiş idi

Korkuluk :
Sebebi bilemedik, acep nasıl iş idi
Hakaretin böylesi, hiç görülmemiş idi

Kuskar :
Bizde hakaret olmaz, cevap verilmiş idi
Çanağa doğranılan, kaşığa gelmiş idi

Korkuluk :
Olsa olsa çanağa, ekmek doğranmış idi
Karşılığı bu ise, çok ayıp olmuş idi

Kuskar :
Değil ekmek, taş bile, olsa yutulmuş idi
Zehir kondu tabağa, boğazda durmuş idi

Korkuluk :
Dostum derdin ne idi, merak edilmiş idi
Kastın meramı aştı, kine dönüşmüş idi

Kuskar :
Bizin kinimiz olmaz, kola gelinmiş idi
Hısımımız ağaydı, hesap edilmiş idi

Korkuluk :
Ağa olmaya ağa, namı yürümüş idi
Of, Sürmene, Tirabzon, adı duyulmuş idi

Kuskar :
Daha çok duyulacak, notu verilmiş idi
İzzetle ikramını, tarihler yazmış idi

Korkuluk:
Beş on kişi beklerken, bu ne biçim iş idi
Böyle "Kol" ne görülmüş ne da duyulmuş idi

Kuskar:
"Kuskarika" dediniz, çok ayıp olmuş idi
Hakaret ağır geldi, zoruma gitmiş idi

Korkuluk:
"Kol" Evi'nden çıkmadan, "Baş"ı hoşgelmiş idi
Zeno,Holaysa Huşo seferber olmuş idi

Kuskar :
On köy kapı bir kapı, davet edilmiş idi
Acımasaydım sana, Of da çağrılmış idi

Korkuluk
Çağırabilir idin, gönlümüz geniş idi
Bin yerine iki bin, farkedilmemiş idi

Kuskar:
Bin'i ağırladın da, iki bin kalmış idi
Atarsınız yüksekten, isminiz çıkmış idi

Korkuluk :
Ne idi noksanımız, her şey sunulmuş idi
Beni aldetmek zordur, namım duyulmuş idi

Kuskar :
Görünce Kol'umuzu, yüzün sararmış idi
Nerde düğün neşesi, başın eğilmiş idi

Korkuluk :
Uykusuz geçti gecem, eğlence sürmüş idi
Biraz da üşütmüşüm, başım ağırmış idi

Kuskar :
İnsan hali anlarım, kanat kırılmış idi
Baş ağrısı bahane, afiyet kaçmış idi

Korkuluk :
Afiyet niye kaçsın, herkes hoş gelmiş idi
Belki kalabalıktan, işler karışmış idi

Kuskar :
Öyle bir şaşırdın ki, akılın uçmuş idi
Hoşbeş bile yapmadın, nasıl hoş geliş idi

Korkuluk :
Bu kusur sayılamaz, tek tek olmaz iş idi
"Cümleden hoş geldiniz!", toptan söylenmiş idi

Kuskar :
Yarım saat yürüdüm, yollar karlı, kış idi
İçeri alınmadık, ayaklar donmuş idi

Korkuluk :
Mevsim kış olsa bile, hava güneşli idi
Evler yetmedi ama, avlular geniş idi

Kuskar :
İki saat dikildim, nöbeti geçmiş idi
Minderi lâzım değil, iskemle yetmiş idi

Korkuluk :
Sandalye ısmarladım, yetişememiş idi
Niye ayakta kaldın, tahta dizilmiş idi

Kuskar :
Çay kahveyi beklerken, boğaz kurumuş idi
Meyve de mi yok idi, bir elma yetmiş idi

Korkuluk :
Biliyosun bu sene, meyveler yanmış idi
Hurma dağıttık ama, yarıda bitmiş idi

Kuskar :
Uzak yoldan gelmiştik, millet susamış idi
Bardak fincanı geçtim, tas da, gelmemiş idi

Korkuluk :
Kana kana içseydin, depomuz geniş idi
Suyu bol, musluğu çift, çeşme yıkanmış idi

Kuskar :
Erken kahvaltı yaptım,karnım acıkmış idi
Gözlerim yolda kaldı, öğle çok geçmiş idi


Korkuluk :
Doğru, biraz geciktik, hesaplanmamış idi
Kazanlar kırkı buldu, ocaklar yanmış idi


Kuskar :
Karnım girdi içeri, midem boşalmış idi
Silahlığım olmasa, piştofum düşmüş idi

Korkuluk :
Geç oldu temiz oldu, özür dilenmiş idi
Ama sonunda doydun, yüzlerin gülmüş idi

Kuskar :
Cenaze kazanları, bahçeye konmuş idi
Yirmi tane ateşçi, başında durmuş idi

Korkuluk :
Beklerken beş on kişi bin kişi gelmiş idi
Böyle kol olur mu hiç, bu ne s..kim iş idi

Kuskar :
Aşçının yuzü asık, benzi sararmış idi
Biraz peynir biraz un, suya çalınmış idi

Korkuluk :
Kol mu idi dirsek mi anlaşılmamış idi
Gelenekler adetler, çoktan aşılmış idi

Kuskar :
Kazanlar kaynamadan, lengere konmuş idi
Etrafta küçük düzler, sofraya dönmüş idi

Korkuluk:
Ahbap bu yaptığınız, çizmeyi aşmış idi
Gene de ezilmedik, Kol ağırlanmış idi

Kuskar :
Beş kişiye bir kaşık o da zor düşmüş idi
Ben iki kaşık aldım, üçte tükenmiş idi

Korkuluk :
Lenger, sini, ne ise, temin edilmiş idi
Bin kişi yedi doydu, yemek bitmemiş idi

Kuskar :
Yedim peynir malezi, o da pişmemiş idi
Evden yeyip gelmesem, anam s..kilmiş idi


Kuskarın bu son sözü atışmanın kaderini belirler ve Zeleka Tarihi'ne mal olur. Gerek eğlence ve gerekse düğün sona erer. Düğüncüler, günboyu olanları anlatıp gülmeye devam ederek, kiminin çok uzakta olan, evlerine dağılırlar. Ama Kuskarın "peynir malezi" hikâyesi hiç bitmez. O gün, bu gündür; Bir davette, bir imecede, bir düğünde, bir misafirlikte, sunulanlarla yetinmeyen Zelakalılar, hemen tutturur, ilgiliye duyurmak üzere: Yedim peynir maleezi o da pişmemiş idi…


Ahmet MUTLUOĞLU
Üsküdar, 04.04.2008

Kaynaklar :
1. Mehmet Asanoğlu, Mehmet oğlu, (1905-…)
2. Hatice Asanoğlu, Mehmet Atalay Kızı, (1915-…)
3. Kamil Baştürk, Abidin oğlu, (1936-…)
4. Şerif Akyüz, Bahadır oğlu, (1944-…)
5. İbrahim Akyüz, Mehmet oğlu, (1951-…)
6. Mehmet Akyüz, Bahadır oğlu (1952-…)
7. Yusuf Akyüz, Ahmet oğlu, (1955-…)

0 Comments|22 Views|View full article
Monday, Feb 13 2012
February 2012
SMTWTFS
   1234
567891011
12131415161718
19202122232425
26272829
Visits
0000369
About us | Our blog | Privacy | Terms | Last names | Tell a friend | API | Site map | Forums | Help
English