Tarihte seçme ve seçilme hakkı ilk defa feodalizmin yıkılmasıyla birlikte mülk sahibi erkeklere tanınan bir vatandaşlık hakkı olarak karşımıza çıkmaktadır. Fransız ihtilalinden sonra mülk sahibi olmayan erkeklere de oy hakkı tanındı. Bunu beyaz ırktan gelmeyen siyah erkeklere tanınan oy hakkı izledi. Ancak kadınların seçme ve seçilme hakkını elde edebilmeleri için uzun yıllar mücadele etmeleri gerekti.
Türkiye'de ise 5 Aralık 1934'te kadınlar genel seçimlere katılma, milletvekili seçme ve seçilme hakkını kazandılar. 1923 yılında Konya' da yaptığı bir konuşmada, Mustafa Kemal Atatürk; hissiyatını büyük bir içtenlikle şöyle dile getirmiştir:
Dünyada hiçbir milletin kadını, ben Anadolu kadınından fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte, Anadolu kadını kadar emek verdim, diyemez. Erkeklerden kurduğumuz ordumuzun hayat kaynaklarını kadınlarımız işletmiştir. Çift süren, tarlayı eken, kağnısı ve kucağındaki yavrusu ile yağmur demeyip, kış demeyip cephenin ihtiyaçlarını taşıyan hep onlar, hep o yüce, o fedakar, o ilahi Anadolu kadını olmuştur. Bundan ötürü hepimiz bu büyük ruhlu ve büyük duygulu kadınlarımızı, şükranla ve minnetle sonsuza kadar aziz ve kutsal bilelim.
Türk kadınının seçme ve seçilme hakkını elde etiiği 75.yılı KUTLU OLSUN...