Aydin - Atalay Web Site
     
Basic family site
View family tree 
View photos 
Request membership 
Contact Site manager 
Welcome
My name is Nihat AYDIN and I started this site.
This site was created using MyHeritage.com. This is a great system that allows anyone like you and me to create a private site for their family, build their family tree and share family photos. If you have any comments or feedback about this site, please click here to contact me.
Our family tree is posted online on this site! There are 124 names in our family tree. The earliest event is the death of Havva Kaba (1320). The most recent event is the death of Ahmet Atalay (Jan 2 2010).
The site was last updated on Feb 9 2012, and it currently has 3 registered member(s). If you wish to become a member too, please click here.   Enjoy!

Go to family tree

Go to family photos
Family news
Feb 09, 2012

Nihat AYDIN joined another family site: RENDECILER Web Site
Sep 06, 2011

Nihat AYDIN joined another family site: AYDIN Web Site
Aug 21, 2011

Nihat AYDIN created a new family site: AYDIN Web Site
July 22, 2011

Nihat AYDIN updated the details of <Private> Akyüz , Fatıh Aydın , <Private> Kabaoğlu , <Private> Başoğlu and 26 other people in family tree: AYDIN Family Tree
Nihat AYDIN added <Private> Akyüz , <Private> Akyüz , Fatıh Aydın , <Private> Kabaoğlu and 33 other people to family tree: AYDIN Family Tree
Feb 02, 2011

Nihat AYDIN added 2 photos to Family tree photos album
View album
 
Play slideshow
 
Nihat AYDIN updated the details of <Private> Hendricks in family tree: AYDIN Family Tree
Nihat AYDIN added <Private> Hendricks and <Private> Hendricks to family tree: AYDIN Family Tree
Jan 02, 2010

Nihat AYDIN posted a news article: TAZİYE
Feb 24, 2009

Nihat AYDIN added a link to: Radyo Zeleka
News articles
Obituaries:TAZİYE
Posted by: Nihat AYDIN on Jan 2 2010 13:41
02.01.2010 - 21:09

Taþören köyümüzden sayýn Mehmet ASANOÐLUNU'da Hakkýn Rahmetine yolluyoruz.
Köyümüzün en yaþlý insanlarýndan Merhum Mehmet Asanoðlu trabzonda kaldýrýldýðý hastanede vefat etmiþtir.

Daha önce Mehmet Asanoðlu nun eþi Hatice Asanoðlu Trabzon Fatih devlet hastanesi yoðun bakýmda yatýyor diyerek hanýmýný beklerken merhum Mehmet dedemizi kaybettik.yatan deyilde yeten rahmete kavuþurmuþ.

Köyümüzün en yaþlý insanlarýndan (ikiside 100 yaþýný gecmiþ)Mehmet Asanoðluðlu ve Ahmet Atalay (kýrbuyuk) dedelerimizi bir ay içinde Kaybetmenin üzüntüsünü yaþýyoruz.

Merhum Mehmet Asanoðlunun cenazesi Taþören köyü Demirciler mahallesi (kutri camii)de saat:13.00 da kýlýnýp aile kabristanýnda defnedilecektir.

Merhuma Yüce Allahtan rahmet diler geride kalan eþ dost ve akrabalarýna sabýrlar diliyoruz.

Taziye:Oðlu Mehmet Asanoðlu tel:0535 949 03 29

Fatih ÞÝRÝN


-


Hasan Rendeci
0 Comments|4 Views|View full article

Obituaries:TAZIYE
Posted by: Nihat AYDIN on Apr 15 2009 13:48

Köyümüzün unuttuğu ama tüm köyü kapsayan değerli Ablamız, Ahmet Aydın ın kızıö Dursunbey Aydının Ablası, Ahmet Tekke nın Eşi,bu gün Samsunda vefat edmışdır. Zarın defin işlemi yapılacaktır.

İrtibat Ahmet Tekke Tel. 0536.2203146

0 Comments|10 Views|View full article

Family stories:KÖYÜMÜZTEN
Posted by: Nihat AYDIN on Feb 21 2009 10:07
DEVECİ'NİN EKREM'E VERDİĞİ HAFİF İŞ
DEVECİ'NİN EKREM'E VERDİĞİ HAFİF İŞ
21.02.2009 von ahmetmutluoglu






DEVECİ’NİN EKREM’E VERDİĞİ HAFİF İŞ

Toprağın buram buram hayat koktuğu; güneşin dağların ardından sıyrılarak, güler yüzü ile Zeleka’yı pırıl pırıl aydınlattığı; elma, erik ve kiraz ağaçlarının beyaz gelinlikleri ile Zeleka Vadisi’ni bir toplu düğün şölenine çevirdiği ilkbaharın bir salı günü Ekrem, bayrama gidecek bir çocuğun hevesiyle fırlar yatağından. Böyle güzel bir havada, Çaykara’nın haftasına gitmek, çevrede yapılacak en eğlenceli, en hoş şeydir, Çaykaralılar ve dolayısı ile Ekrem için. Yapılacak alışverişin öneminden mi? Yok canım, alâkası yok. Hava güzel; kızlı erkekli kırk pare köyden insanlar en güzel giysilerini giyecek, süslenip çarşıya inecekler de ondan. Yoksa alınacaklar, bir kilo şeker, yüz gramlık bir paket çay, bir kalıp Hacı Şakir sabunu, bir kutu kibrit, yarım kilo içyağı ve belki lüks olarak, bir adet beyaz “Çaykara Ekmeği”nden ibarettir.

Almanya’dan gelme “Wilkinson” jiletle sinekkaydı traşını itina ile yaptıktan sonra, ütüye ihtiyaç duymayan beyaz naylon gömleği üzerine, kendi deyimi ile, “Kız Marka” lâcivert İngiliz kumaşı elbisesini giyip, ateş kırmızısı kravatını takan Ekrem’in başı, İstanbul’u fethetmek üzere Topkapı Surları’na dayanan Fatih’inkinden daha dik ve azametlidir. Çaykara’nın girişinden itibaren çıkıştaki köprüye kadar yapacağı ilk seremonide, kendisine dönecek keskin bakışların gıdıklayıcı heyecanını şimdiden hissetmeye başlamıştır bile. İki gün öncesinden boyayıp cilâladığı zeytin siyahı gıcır gıcır ayakkabılarını da giyerek, bismillâh der, evden çıkar. Yolda, bulabildiği arkadaşlarını da çağırır orijinal çoban ıslığı ile. Eklenenlerle beraber birkaç kişi olurlar.

Köy çıkışında, “Deveci” lâkabı ile anılan Kaba Muhammet Efendi ölüm döşeğinde gün saymaktadır. Yaşıtlarının büyük bir çoğunluğu gibi, ilk gençlik yıllarında çırak olarak başladığı, daha sonra uzun yıllar ustalığını yaptığı “kalaycılık” ciğerlerini tüketmiş, amansız hastalığın eline düşürmüştür.

Ekrem ve yol arkadaşları, son günlerini yaşayan Deveci’ye uğramayı kararlaştırırlar. Ekrem, kız kardeşi Aslıhan (Teke) Kabaoğlu (1943-…)’nun kayınpederi olması hasebiyle, bir şeyin lazım olup olmadığını da soracaktır ev halkına.

Muhammet Efendi, 1903 yılında Kabaoğulların’dan Ahmet oğlu Yusuf ile Çiftçioğulları’ndan Ali Alan’ın halası Ayşe’nin ilk çocuğu olarak dünyaya gelir. Erken yaşta Mollaömeroğlu (Tuncer) Ömer ve Sakine’nin kızı Fatma Meryem (1902-1971) ile evlenir. Bu evlilikten Yusuf (1937-1996), Hatice (1939-....) ve halen, kışın Samsun’da, yazın köyde ikamet etmekte olan, emekli emniyet müdürü Mustafa (1943-…) dünyaya gelir.

Bafra’ya yerleşen amcasının, deve beslemesi ve Genç Muhammet’in bir süre amcasının yanında kalıp develerle ilgilenmesi dolayısıyla, kendisine “Deveci” lâkabı verilir Bafra dönüşü. Ve artık O, yaşamı boyunca bu lâkapla çağrılır ve anılır. Bundan hiç rahatsız olmaz kendisi. Zaten “rahatsız olmak” terimi onun lûgatında yoktur. Çocukluğunda, gençliğinde, ihtiyarlığında, kısaca hayatı boyunca işi, gülmek ve insanları güldürmektir.

Hastalığı ciddidir Deveci’nin. O zamanın ağrı kesicilerinin yetersizliği nedeniyle de ağır ağrılarla boğuşur durumdadır. Ziyaretçilerine iyi olduğunu ifade ediyor olsa da, dişlerini sıkıştırıp gıcırdatır ağrılarının etkisiyle.

Ekrem ve arkadaşları hasta odasında kalabalık bir Zelekalı topluluğu bulurlar. Selâm, merhabalaşma ve hastaya hal hatır sorulması faslından sonra, odanın dört bir yanına dizilen, sıkıştırılmış samandan mâmul arka yastıklarının önündeki minderlere ilişirler. Suskunluğu bozmak, biraz da hastanın aklını çelmek bahanesiyle,

“Gurbete gitmedin, ne zaman gidiyorsun?” diye sorulur Ekrem’e. O dönemlerde, 150 hanelik köyde boş ev yoktur. Nüfus 750 civarında olup, geçim gurbet yolu ile dışarıda kazanılan paralarla sağlanır. İlkbaharın mart nisan aylarından itibaren; kalaycılık, hızarcılık, duvarcılık, daha sonraları kalıpçılık gibi meslekleri icra etmek üzere ülkenin dört bir yanına dağılan genç ve orta yaşlı erkekler; ekim, kasım, aralık aylarında kazandıkları paralarla köye döner; biriken bakkal esnaf vs borçlarını öder, kalan paraları ile de gelecek gurbet mevsimine kadar geçinmeye çalışırlar. Ekserisi yeni mevsimde, yol harçlıklarını borç alarak tekrar gurbete gider. Ve bu kısır döngü, elden ayaktan kesilinceye, çocuklar yetişip nöbeti devralıncaya kadar devam eder.

Ekrem’de çoluk çocuk derdi olmadığından, gurbeti her zaman savsakladığı gibi, bu sefer de o yollu cevaplar sorulan soruyu.

“İş yok bu sene. Gidenler de boş bekliyor, cepten yiyorlar. Onun için gitmedim. Bakalım işler açılırsa, uşaklar haber verecek. O zaman giderim.”

Odaya girişinden itibaren, hısımına takılmak için fırsat kollayan Deveci,

“Sen bu sene gurbete gitme Ekrem. Ben sana iş buldum. Hem de hafif bir iş. Onu yaparsın” der, bıyık altından gülümseyerek, tüm ağrılarına rağmen.

Ekrem, Deveci’nin lâfında bir hinlik olduğundan emin bir şekilde kaşlarını çatarak,

“Nedir vereceğin iş? Sen canınla uğraşıyorsun bana ne iş vereceksin” diyerek, hiddetli bir şekilde ve merakla Deveciye döner. Deveci istifini bozmaz, sakin sakin devam eder:

“Görüyorsun, çok hastayım. Her tarafım ağrıyor. Elim, kolum, bacağım, her tarafım. Demesi ayıp, şeylerim de ağrıyor. Üstelik önümüz yaz, sıcaklar bunaltacak beni. Sen şeylerimi, incitmeden bir avucundan ötekine yuvarlayarak havalandıracaksın yaz boyu. Ücretini de bol bol veririm. Gurbete gitmene ne lüzum var.”

Ekrem iyice kızar Deveci’nin kalabalığın içinde yaptığı bu şakaya. Ayağa fırlar, avuç ayalarını yere dik ve bir birine bakar şekle getirerek, ellerini Deveci’ye fırlatıp,

“Ölüyorsun, hâlâ huyunu bırakmadın” diye bağırır, odayı terk eder. Deveci’nin gülüşleri ile üzerindeki yorgan tavana doğru havalanır iner. Odadaki kalabalık da ona uyarak, basar kahkahayı. Hastalık unutulur. Hüzün yok olur. Neşe içinde müsaade istenir, vedalaşılır Deveci’yle.

Ne var ki, şakacı da olsanız, neşeli de olsanız, ecele çare yoktur. Deveci bu olaydan kısa bir süre sonra, 07 Mart 1978 tarihinde, tatlı bir ilk bahar havası ile şakalarını da yanına alarak, Hak’kın rahmetine kavuşur.


Ahmet MUTLUOĞLU
Çamlıca- İstanbul, 20.02.2009

Kaynak:

Mustafa Kabaoğlu, Emekli Emniyet Müdürü, Muhammet Oğlu (1943-…)
0 Comments|18 Views|View full article

Obituaries:TATIYE
Posted by: Nihat AYDIN on Feb 21 2009 09:43
ZEYNEP Yildiz ( KESKI) nin ölümü tüm aile ve yakinlarina esine ve cocuklarina Allahran sabir,kendisine rahmet dileriz.
0 Comments|13 Views|View full article
Monday, Feb 13 2012
February 2012
SMTWTFS
   1234
567891011
12131415161718
19202122232425
26272829
Visits
0000322
About us | Our blog | Privacy | Terms | Last names | Tell a friend | API | Site map | Forums | Help
English